( A SOUND of THUNDER) Duvarın üzerindeki yazı akan bir sıcak su tabakasının altındaymış gibi titrek görünüyordu. Eckels, bakarken göz kapaklarını kırptığını hissetti ve yazı...
( the INCARCERATION of CAPTAIN NEBULA) Ben Kaptan Nebula'yım ve galaksinin kaderi tamamen benim ellerimde. Bu muazzam bir yük ama bana ait ve bundan kaçmayacağım....
( The TAILOR of TIME) Zaman Terzisi geceyi gündüz yapmak üzere dikiş makinasının başına geçti. Bir sirk topu gibi, açık şafak rengi kumaşını, parlak bir öğlene birleştirdi....
Sözler yumuşak dokunuşlar gibiydi ve kızı uyandırdı: "Hey merhaba! Orada mısın? " Kız göz kapaklarının üzerindeki ışığı hisseti, gözlerini açarsa acıyacağını biliyordu, eliyle gözünü kapatıp, ışığın parmaklarının...
11 Bakanın yemeği ondört kişilik hoş bir yemekti. Shoreditch dükü ve düşesi, onların kızı Lady Anne, Newgate örl'ü ve kontesi, birkaç ünvanı olmayan hanım...
1 27 yaşındayken, San Fransisco'da bir madencilik borsası şirketinde memurdum ve borsadaki her şey hakkında uzman olmuştum, dünyada tek başımaydım, kendi aklım ve lekesiz...
Herkesin “dün gece çok içtim” dediği şu yaz ortası pazar günlerinden biriydi. Bu sözü kiliseden çıkan din adamları fısıldarken, vestiyerde cübbesiyle didişen papazın dudaklarından dökülürken...
(A CLEAN, WELL-LIGHTED PLACE ) Epey geç olmuştu ve ağacın yaprakları elektrik ışığını kapattığından gölgede kalmış yaşlı adam haricinde, kafedeki herkes gitmişti. Sokak gündüz toztopraktı ama...
(ARTICLE OF FAITH) Onu ilk gördüğümde, loş kilisenin arkasında yerleri süpürüyordu, tepedeki pencereden süzülen ışık huzmesinin altında durduğundan ışık metal vücudunu parlatıyordu. Odama giden koridora giderken...
“Umarım öylesindir ama olduğum yerden buna inanmak daha kolay” Omzunu silkti “Nasıl istersen” “Bu gece dileğim kabul oldu” dedim. “O halde niye oturup sadece meltemin ve Wisconsin gecesinin...
( TRAVELS WITH MY CATS) Onu komşumuzun garajının arkasında buldum. Emekli olup Florida'ya taşınıyorlardı ve güneye giderken nakil ücreti ödemektense eşyalarının çoğunu satılığa çıkartmışlardı. Onbir yaşındaydım...
BİR FİNCAN ÇAY (A CUP OF TEA) Rosemary Fell tam olarak güzel değildi, hayır, ona güzel diyemezdiniz.Hoş? Şeyy, belki parçalara ayırırsanız...Ama niye bir insanı parçalara...
( The LOCKET ) Bir sonbahar gecesinde, birkaç adam bir tepenin yamacındaki ateşin çevresinde oturuyordu. Adamlar Konfederasyon kuvvetlerinin küçük bir birliğine mensuptu ve yürüyüş...
Yaşlı Ma Parker, her Salı, edebiyatçı bir beyefendinin dairesini temizlerdi. Adam o sabah kapıyı açtığında, kadına torununu sordu, kadıncağız elini uzatarak adamın kapıyı kapatmasına yardım...
(A POOR GENTLEMEN ) Akşam yemeği sonrasında, oturma odasında, tombul ve nazik ev sahibesi bayan Charman, ufaktefek arkadaşı bayan Loring’in yanındaki koltuğa oturmuştu ve bir şey...
(The BAG) Bayan Hoopington yeğenine “Binbaşı akşam yemeğine geliyor” dedi. "Şimdi atıyla ahıra giriyordur, mümkün olduğu kadar canlı, neşeli ol, zavallı adamın canı çok sıkkın” Binbaşı...
Kadın gideceği zaman, adam onu kaybetmekten korkarak ellerini uzatırdı. Adam öldü. Felicity onun ruhunun huzura kavuşması için ayine gitti. O gün onu çok mutlu eden bir...
<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} --> 14 Temmuz 1819, pazartesi (o günü unutmadı) Victor...
uzanıyorlardı fakat kara tarafında kumullar hipodrom şekline benzeyen geniş bir çayır olan Marais’ yle sınırlı kalıyordu. Geri dönerlerken, Trouville, yamacın dibinde, her adımda daha da...
(A SIMPLE HEART) Madame Aubain’in hizmetçisi Felicity, elli yıldan beri Pont’l-Eveque’li hanımlar tarafından kıskanılmaktaydı. Kadın, yılda yüz franka yemek yapıyor, bulaşık yıkıyor, dikiş dikiyor ve ütü...
ESTHER 24 Kasım 1838 Blackdeep Fen Sevgili Esther’ciğim, bu gün senin doğum günün ve evlilik yıldönümün ve sana kendi yaptığım bir kekle, kazak gönderiyorum....
(At Cheniere Camiada) <!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} --> O Pazar sabahı kilisede herkesin Tonie...
GARDEN PARTİ ve ölüm teması Yazan: Sabrina Pittoello Katherina Mansfield, kısa öyküsü ‘Garden Parti’de ölümün insan üzerindeki etkisini insanın içine işleyen bir biçimde anlatır.İngiltere’de...
(The GARDEN PARTY) Bir kere hava çok güzeldi. Bahçede bir parti için isteseler bile bu kadar mükemmel bir gün bulamazlardı. Rüzgarsız, sıcacık, gökyüzünde tek bulut...
(Miss Tempy's Watchers) Aylardan Nisan’dı, yer, tren yollarına çok uzakta, New Hampshire’da küçük bir çiftçi kasabasıydı. Bayan Tempy Dent’in evinin yakınındaki irili ufaklı tüm evlerin ışıkları...
(LILACS) <!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} --> Madam Adrienne Farival, geleceğini hiç bildirmedi ama rahibeler...
Arzu Tramvayı, Hollywood'da pekçok kez filme alınmış, tv dizileri yapılmıştır, bunlardan en ünlüsü 1951 yılı yapımı ve Blanche rolünde Vivien Leigh, Stanley'de Marlon Brando, Stella'da...
(Meksikalı kadın yavaşça döner ve matem dolu bağırışlarını da alarak uzaklaşır, Blanche şifonyere yaslanır, Mitch kalkar onun yanına gelir ellerini beline dolar ve kendine çevirir) BLANCHE:...
MITCH: 121 kiloyum, boyum da 1.83, hem de ayakkabısız.. BLANCHE: Oh, Tanrım, hayret verici! MITCH (utanmıştır): Kilom konuşacak ilginç bir konu değil, sen kaç kilosun? BLANCHE: Ben mi? MITCH:...