ESTHER - WILLIAM HALE WHITE

ESTHER

 

24 Kasım 1838 Blackdeep Fen

 

Sevgili Esther’ciğim, bu gün senin doğum günün ve evlilik yıldönümün ve sana kendi yaptığım bir kekle, kazak gönderiyorum. Gözlerimin biraz zayıflamasına rağmen hala örgü örebiliyorum. Umarım örgü kazak   kışın işine yarar, canım, bana nasıl olduğunu anlat, bu dünyaya geleli 28 yıl olmuş, soğuk ve yağmurun çiselediği, kasvetli bir gündü ama gece saat onbir’de sen doğdun ve ertesi sabah hava güzel ve güneşliydi. Bazıları yılın o mevsiminde Blackdeep’in hep kasvetli olduğunu söylerler ama yanılıyorlar. Fen şehrini seviyorum, burası benim yurdum, bildiğin gibi bu ev, bize babamın babalarından 200 yıl belki daha eskiden kaldı ve babamın eski evi de en az o kadar süredir bizimle. Ben Londra’da yaşayamam ama böyle söylememeliyim, insanların arzularına karşı çıkmak yanlış, ağabeyin Jim oğullarımın en iyisi, akşam benimle birlikte oturup, bana gazeteyi okuyor, her Pazar Ely pazarına gidiyor, akşam yemeğini ahbaplarının içki içtiği, her zamanki yerde yiyor ama bir gün bile eve sarhoş gelmedi. Bir süre önce biraz korktum Jim ile Ely’deki Stanton’lu kızlardan biri arasında bir şeyler olduğunu sandım, kızın Jim’i tavlamaya çalıştığını görmüştüm ama artık bitti. Şehirli bir kız, burnu havada ve elbiselerine bol para harcıyor, Jim’e iyi bir eş olamaz, elini de hiçbir işe atamaz, Jim’i benden uzaklaştırmaya çalıştığından kalbimi kırabilirdi. Sevgili çocuğum, evlilik aşkının ana baba sevgisini azaltacağına inanmıyorum, senin evlendiğin gün ne kadar üzülmüştüm! Ne kötüymüşüm, sebebsiz yere kıskançlık yapmıştım. Beni hala sevdiğin için Tanrı’ya şükrediyorum, keşke Homerton’a gelip seni görebilsem ama geçen kış yaptığım yolculuk beni o kadar hasta etti ki, tekrar göze almaya cesaretim yok. Seni seven annen.

Rachel Sutton

 

 

Homerton, 27 Kasım 1838

Sevgili Anneciğim, kek harikaydı, Blackdeep kokuyordu ve kazak çok işime yarayacak, beni kışın sıcacık tutacak ve onunla birlikte gelen sevgin kazağımı daha kalınlaştıracak. Fakat anne, bana çorap göndereli daha bir ay bile olmadı, hep benim için çalışıyorsun, sen de babam gibisin, bize sadece doğum günlerimizde değil, hediye beklemediğimiz günlerde de bir şeyler alırdı. Geçen hafta buğday fiyatlarının 3 şilin düştüğünü hatırlıyor musun? Babam 200 kilo  buğdayını on gün önce satabilirdi, buğdayını ertesi pazarda satmak zorunda kaldı ve 30 pound kaybetti, fakat o gün pazarda küçük bir sıra görmüştü ve benim bir sıra istediğimi biliyordu ve benim için onu satın almıştı, Jim’e bir balık oltası ile kepçesi almıştı.

Eşim neye ihtiyacım olduğunu bilemediğinden bana iki poundluk bir çek verdi.

Ah, buraya gelebileceğim demişsin, yine de gelmemen gerektiğini biliyorum. Seni görmek için başıma ağrılar giriyor, hayallerimde bir sürü şehirden Blackdeep’e gittiğimi görüyorum ve ne kadar uzakta olduğunu fark ediyorum. Her zaman oturduğun koltuğu boş görmeye dayanamıyordum o yüzden odadan çıkarttım, Charles koltuğun gittiğini fark edip, yeniden getirmelerini istedi, koltuğu kaldırtmamın sebebini anlamış olabilir. Sevgili, sevgili anneciğim sana olan sevgimin azalacağı korkun asla olmasın. Bazen kadınlar  evlendikten sonra annelerini eskisinden daha çok severler.

 

Burada simsiyah bir sis var ve hiç esinti yok, bizim oranın sisi bile ne kadar başkaydı! Yoğun olurdu ama beyazdı ve bizi karamsar yapmazdı. Fortyacres’de kaybolduğum günü hiç unutamam, nehir boyunca uzanan sisi görmüştüm, kilisenin kulesi güneşten parıldıyordu, kilisenin avlusu ve kilisenin yarısı sisten gözükmüyordu. Dolly’nin Jim’i tuzağına düşürmemesi ne büyük şans! Dolly olduğunu zannediyorum çünkü Jim’e asılışı ilk kez olmuyor. Çok haklısın, o kız kalbini kırabilirdi ve eminim Jim’in kalbini de kırabilir çünkü taş yürekli bir kızdır. Seni seven kızın.

Esther

 

 

Blackdeep Fen, 3 Aralık 1838

Mektubun beni üzdü, korkarım sende bir şeyler var, mesele nedir? Homerton’a en son gidişimden önce iyi değildim fakat belki de benim canımı sıkan Londra değildi, eğer sen gelemezsen, ben geleceğim. Mektubunu bekliyorum.

 

 

Homerton, 5 Aralık 1838

Charles’a senin gelmeni beklediğimi söyledim. Senin bu ani kararının tuhaf olduğunu söyledi ve ekledi: “annen iç güdüleriyle hareket eden bir kadın, düşünüp taşınmalı da, bu mevsim seyahat için pek uygun değil”, Ben de beni Blackdeep’e yollayabilir misin diye sordum, özel bir neden haricinde, benim önerimin de seninki kadar mantıksız olduğunu söyledi. Ne yapsam? Özel bir sebep? Annemin burnumda tütmesi benim için özel bir sebep! Sevdiğin bir yüzü görmek, kucaklamak, öpmek ve özlemekten daha özel sebep olabilir mi? Tavsiyelerini bekliyorum.

 

 

Blackdeep Fen, 15 Aralık 1838

Charles’ın düşündüğü gibi onun iç dürtü dediği şeylerle hareket ediyorum, mektubuna hemen cevap veremedim ve mümkün olduğu kadar düşünmek istedim. Bu konuda iyi değilim sevgili babacığın hep bu yüzden benimle dalga geçerdi, “Rachel, sen düşünemiyorsun, fakat boşver, düşünmeden de düşünen insanlardan daha iyisini yapıyorsun” derdi. Keşke hemen sana gelsem ama gelmesem daha iyi. Bu durumda Charles’ı dışlamış oluruz ki, bu benim için de, senin için de hoş olmaz. Şu aralar Blackdeep’e gelmeni istemem, humma hastalığı çıktı ve bugün iki cenaze vardı. Papaz bu konuda bir vaaz verdi, bu, Allah’ın bir uyarısı dedi, belki de öyledir. Fakat üç yıl önce babanı neden aldı? Tüm bunlar benim için bir muamma ve bazen bana öyle geliyor ki, dünyada sırdan başka hiçbir şey yok. Papazın kendisinin de hummaya yakalandığını yeni öğrendim.

Bana hemen uzun bir mektup yaz.

 

 

Homerton 20 Aralık 1838

Bayan Perkins buradaydı ve bir saat kadar oturduk. Öğleden sonralarını dostlarım dediği kişilerle birlikte geçiriyor ama onları umursamıyor, onlar da kadını umursamıyor. Kimseye önem vermeyen bir kadın gibi görünüyor ve konuşuyor belki dünyanın bir yerinde onu duygulandıracak bir insan  vardır.

 

Komşularım hakkında konuşmaktan bıktım, buradaki komşular Blackdeep’te alıştığımız komşulardan çok farklı. Ah! Karanlık olunca babamın geldiği o akşamlar ve sonra bay ve bayan Thornley de gelirdi ve saat 8’de akşam yemeğine otururduk, babam ve bay Thornley pipolarını tüttürüp, evde yaptığımız biralarını içerlerdi ve havadisler başlardı, bay Thornley malt için kaç para vermiş, yaşlı mankafa Stubbs mısırlarını nasıl satmamış, harmana başlarken dağ gelincikleri getirilmiş, yüzlerce fare öldürülmüş ve kilolarca buğday yenilmiş.

 

Bana meselenin ne olduğunu sormuşsun, çok mutlu olmadığımı saklamayacağım ama mutsuzluğumun üzerinde durup, seni de meraklandırmam faydasız ve daha kötü. Kışın Londra bana iyi gelmiyor, baharda mutlaka seni göreceğim ve o zaman daha iyi olacağımı umuyorum.

 

Blackdeep, Noel günü 1838

Dertlerimizi saklamak doğru bir kural olsa da, senin dertlerini benden saklaman doğru olmaz. Sen benim ilk doğurduğum evladım ve tek kızımsın. Çok iyi kızlar var ama anneleriyle aralarında bir duvar var. Yapmaları gerekeni yapıyorlar, nazikler ama hepsi o. Kendilerini dünyaya getirenlerden ayrı yaşıyorlar. Böyle bir görev ve sevgiye zerrece önem vermem, bu sabah Noel güllerimizden bir demet yaptım, solmamaları, ezilmemeleri için çok ihtimam gösterdik, üzerlerinde bir benek bile yok, suya koydum ve gözlerimi onlardan alamıyorum, beyaz olanı açtı ve şu anda ona bakıyorum, seni düşünüyorum, küçük bir kızken ve kısa elbiseler giymeyi bıraktıktan sonra, aklındaki her şeyi bana söylemekten asla çekinmezdin, benden bir şey saklamak istesen de bunun faydasız olacağını söylerdin hep, bu benim için büyük bir mutluluktu, şimdi eğer evlendin diye değiştiysen, benim için çok kötü olacak! Eminim değişmedin ve değişmeyeceksin.

 

 

Homerton, 1 Ocak 1839

Yeni yıl! Yılın sonu gelmeden ne olacak? Sanki tuhaf bir şeyler olacakmış gibi hissediyorum. Son mektubu az önce tekrar okudum ve kendimi tutamıyorum, sevgili anneciğim, perişan halde olduğumu itiraf ediyorum, bu kadar perişan olunca, söylemesem de belli olacağını düşünebilirsin ama öyle değil, sıradan şeyleri anlatmak çok daha kolay olurdu, ayrıca gerçek olacağı korkusuyla bunları konuşmaya çekiniyorum.

 

Evlendiğimizden beri Charles ile açık bir kavgamız olmadı, gerçekten iyi bir insan, akşamlarını evinde geçiriyor ve başka yerlerde eğlenmeyi arzu etmiyor, güzel giyinmemden memnun ve evin masraflarına karışmıyor, yine de her şeyi dikkatle inceliyor ve faturaları çekle ödüyor, bankanın müdürlüğüne terfi ettirildi ve bugün yeni görevine başladı, kocası ortaklardan biri olan bayan Perkins, sağduyu ve iş konusunda bankada kimsenin Charles ile yarışamayacağını söyledi, her işi gayet doğru yapıyormuş ve her zaman sakinmiş, telaş etmiyormuş ve asla basiretsizlik göstermiyormuş. Buna ben de inanıyorum bildiğin gibi bir ay önce kardeşim Jim,  200 sterlin alacaklı olduğu Fortham konusunda heyecanla eşimden tavsiye istedi. Jim yanlış giden bir şeyler olduğunu duymuştu, Charles mektubu sümenin altına koymuş ve bana bir hafta geçtikten sonra anlattı, Jim’e tekrar mektup yazarsam endişesi etmesi gereken bir şey olmadığını ve Fortham’ın güvenilir biri  olduğunu yazmamı istedi. Eşinin güçlü biri olması ve çalışanlardan saygı görmesi bir kadın için mutlaka iyi bir şey. Neden şikayet ediyorum? Ah anne, burada hayat çok sıkıcı! Doğru sözcüğü bulamadım, çok sıradan ama benim söylediğim anlama çekersen, bundan iyisi yok, yoksa korkunç olurdu, yabani otları temizlemelerine rağmen, bahçede tek çiçek yetişmiyor, kül rengi defneler kış yaz değişmiyor, nefret ediyorum, eminim bazı tür çiçekler yetişirdi ama Charles’ın umurunda değil, istediği şey düzen, toprak tırmıklanmışsa, çimenler biçilip, kesilmişse ve düzgün durmayan tek bir çakıl taşı bile yoksa mutlu oluyor, evin içinde en ufak intizamsızlığa tahammülü yok, dağınık kağıtlar varsa sessizce düzeltiyor,  tüm ofis kurallarını eve de taşıyor, mürekkepli kalemler asla silinmeden bırakılmayacak ve mürekkep hokkası hep belli bir çizgiye kadar doldurulacak, Homerton’da fazla güneş görmüyoruz ve ev batıya bakıyor, güneş çıktığı zaman Charles solmasınlar diye perdeleri kapattırıyor, ansiklopedi haricinde birkaç kitabımız var ve camlı bir kitaplıkta duruyor, eğer birine bakarsam, okuduktan sonra derhal yerine koymam gerekiyor, burayı evlenmeden önce de görmüştüm ama bana o zaman şimdiki gibi görünmemişti ve Blackdeep’e ne kadar ait olduğumu fark etmemiştim.

Ön kapı daima açıktı, gülhatmiler, kapılardan sarkardı, çilekler, kuş üzümü ve Bektaşi üzümleri, leylaklar, güller, arka taraftaki sebze bahçesi, ‘hazır olmadan’ içeri girer, çıkardık, oturma odamızda şöminenin üzerindeki rafta Jim’in pipoları ve tütünü dururdu, üzernide de tüfeği asılıydı, olta takımı da bir köşede, ben pek anlamazdım ama çevremizdeki o tür eşyalarla büyürken, o huzur hayatımıza neşe katardı, bayramlarda tatillerde Blackdeep’e gelip, bahçe kapısının mandalını açtığımda, göğsüm sıkışıyor, burada yapacak hiçbir şeyim yok, evde üç uşağımız var, keşke iki tane olsaydı ve biraz ben de iş yapsaydım, iyi insanlar, işlere karışmam gerekmeden, tıkırında yürüyor. Charles’a eğer tam günlük anlatmaş yapmadıysa bir tanesinin işine son vermesini önerdim ama razı gelmedi, hizmetlerine karşılık maaş ödemeyi yeğliyor. Bana kalsa, odamın tozunu almak, elmaların kabuğunu soymak, bir şeyler pişirmek hizmet bile sayılmaz. Aşçı sabahleyin ne istediğimizi soruyor, çeşit çeşit yemekler hazırlanıyor ama Charles’ın yerinde olsaydım ve karım da ev işinden anlıyorsa, karımın elleriyle yaptığı yemekleri yerdim. Mutfağa girmeye cesaret bile edemiyorum, Charles hizmetli çalıştırmanın avantajı, hoşuna gitmeyen bir şey olunca  azarlamak veya kovmaktır diyor! Hiçbir iş yapamıyorum, çalışmak, gülmek, bir şeyler ummak istiyorum. Blackdeep’de her zaman yapacak bir şeyler olurdu, hiçbir gün birbirinin aynı geçmezdi, sabah kalktığımda yatana kadar neler olacağını bilemezdim, ya penceremden görülen manzara, bilsen nasıl özlüyorum! Uçsuz bucaksız yerler, yaz yağmurunda çıkan gök kuşağı, güneş ışığı, fırtınalı rüzgar, başımızın tepesinden ufka kadar uzanan yıldızlar..bunları burada nadiren görüyorum.

“Hepsi bu kadar mı?” diye bağırabilirsin. Eğer burada olsaydın, bunlar kafi derdin ama….Saat bir’i vuruyor. Charles öğle yemeğine gelir, bir ev alacak ve sahibiyle bu öğleden sonra görüşecek, bizden on dakikalık mesafede oturan yaşlı bir adam, Charles bunun iyi bir yatırım olacağını düşünüyor ve bahçeye bir ev daha yaptırmak istiyor.

 

Blackdeep, 15 Ocak 1839

Londra’yı sıkıcı bulmana şaşırmadım ama senin üzerinde bu kadar etki yapmasına çok üzüldüm. Genç olduğun için zamanla tuğlalara, çamura ve sise alışmanı ümit ediyorum.

Jim geldi o yüzden burada bırakmak zorundayım. Bizim yolun kavşağındaki tepede Lynn’lerin arabası kara saplanmıştı, Jim de kazmaya yardım edecek. Sonra mektubuma yine döneceğim. Durumun Homerton’un dar sokaklarında yaşamak zorunda kalan binlerce taşra kızından daha kötü değil, bana her şeyi anlatmadığını düşünmekten kendimi alamıyorum, benden bir şey saklamaman için rica ediyorum, duyduklarımdan başka şeyler de olmalı, şu anda bu kadar yazabiliyorum, kafam kazan gibi, belki bir çocuğun olur bu her şeyi değiştirir.

 

Homerton, 20 Ocak 1839

Nasıl başlasam? Sana tüm gerçeği anlatacağım. Anne, anne ben büyük bir yanlış yaptım, hayatımın hatasını yaptım. Birlikte yaşayacağım adam konusunda yanlışlık yaptım, Charles ve ben iki yıl nişanlı kaldık. Onunla ilgili yeni bir şey keşfetmiş değilim. Onun tüm huylarına alışkındım ve hepsinin iyi huylar olduğunu sanıyordum. Onu savurgan ve zaafları olan başka erkeklerle kıyaslıyor ve kendimi şanslı hissediyordum. Soğukkanlıydı ama sinirli biri olmasından çok daha iyiydi çünkü ondan hiç öfkeli sözler duymayacaktım, amcam Robert’in konuşmalarını hatırladım, ne kadar sessizdi ve dünya üzerinde başka hiç kimse amcam ile halam kadar birbirine bağlı olamazdı, Charles da amcama benziyordu, çok düzenliydi, beni görmeye hep aynı gün, hep aynı saatte gelip, kaç saat oturmuşsa o kadar oturuyordu. Başta bu biraz beni düşündürdü ama onun düzensizliklerin adamı olmadığını düşündüm, ona her zaman güvenebilirdim, beni hep buluştuğumuzda ve ayrılırken öperdi, beni kollarına aldığını hiç hatırlamıyorum ve birlikteyken sıcak ve arzulu olduğunu da hiç hissetmedim fakat aşk denilen şey için evlenen kadınların ve erkeklerin olduğunu duymuştum ve on iki ay sonra aşk kayboluyor ve geriye bir şey kalmıyordu. Gördüğüm küçük şeylerin önemini  anlamadım, mobilya seçerken ben parlak renkli perdeler beğendim ama o beğenmedi, koyu renk, kırmızı ve iç karartıcı şeyler aldı. Londra’nın kirini göstermeyecek diye onların daha iyi olduğunu düşünmeye çalıştım. Siyah saçlarıma çok yakışan kızıl farbelalı bir bonem vardı ama fazla göz alıcı göründüğümü söyleyerek, daha ciddi bir şey giymemi istedi. Ben yine onun haklı olduğunu düşündüm, taşra için uygun olan giyim tarzı, büyük şehirde uygun olmayabilirdi. Ufak tefek şeyler ama yine de şimdi bunların anlamını biliyorum! İki yıl – ve her şey değişti, daha önce de söylediğim gibi hiçbir yenilik yok! Bu sükunetin sebebi duygu eksikliği, Robert amcamın mülayimliliğinden çok farklı bir şey. Bir kadın kalbini, dergilerdeki cafcaflı reklamlar kadar bile ilginç bulmayan, hiçbir şeyi tuhaf veya harika olarak görmeyen ölü bir ruh. Yüreğime bakmak onun umurunda değil, gerçi bende çok olağanüstü bir şey olduğunu söylemiyorum ama kalbimi açarsa orada bulmaya değer bir şeyler bulacak. Beni keşfetme isteğinin olmayışı beni öldürüyor. Bir koca, karısının kalbinin derinliklerini keşfederse, eşinin gözlerinde şefkatli soruları görürse, eşi ona gerçekten öyle mi hissediyorsun diye sorarsa, ve kadın ona bakıp, ya sen diye cevap verirse, o kadın büyük bir iç huzuru bulur. Charles ile aramızda hoş bir şeyler geçseydi, bu tekdüze hayata katlanabilirdim. Hiçbir şey olmuyor. Köpeğimle olan ilişkimde bile bir şeyler oluyor, okşayınca seviniyor, sokağa çıkınca neşeyle havlıyor, her zaman aynı şeyleri yapan biriyle yaşayamam, hiç iniş, çıkış yok, hep aynı mıymıntılık, ölü gibiyim ama ölümün huzuru ve rahatlığı da yok. Aptal! Aptal! İşte ben buyum! Böyle devam edemem! Ne yapacağım? Eğer Charles ayyaşın teki olsaydı iyileştirirdim veya katlanırdım, başka bir kadına gitse onu geri kazanabilirdim. Hiçbir şey yapmadan oturuyorum.

Bir çocuk mu? Ah, hayır! Bazen bir çocuğum olmasını içimden çok istiyorum ama böyle bir babadan olmaz.

 

 Blackdeep, 24 Ocak 1839

Tüm bunları biliyordum ama sen açılana kadar konuşmaya cesaret edemedim. Mektubun biz kahvaltıdayken geldi, açamazdım çünkü kalbim içinde yazılanları tahmin ediyordu. Jim mektubu neden masanın üzerinde bıraktığımı merak etti ve ona bir şeyler uydurdum. Kahvaltıdan sonra yukarı kendi odama çıktım ve yatağın, babanın yatağının yanına oturdum ve ağladım, dua ettim. Hayatta olsaydı bana yardım ederdi, yardım edemese bile derdimi paylaşırdı, ne kadar kederli olsam da benimle konuşamaması ne kötü. Seni nasıl teselli edebilirim? Senin kadar olmasa da ben de ızdırap çekiyorum, sana olan sevgim de fayda etmiyor, her zaman da seveceğim, ne zaman başım dertte olsa, bocaladığımda, dilimi tutup, bir şey yapmamayı öğrendim. Bir şey yapmayınca, önüme bir çözüm yolu çıkıyor, bu arada sen Blackdeep’i ve beni düşün, bunun sana bir zararı olmaz ve üzüntünü azaltır.

 

Homerton, 30 Ocak 1839

Hiçbir şikayetin, sitemin yok, oysa bunun benim hatam olduğunu söyleyebilirdin.

Kocam hakkında söyleyeceğim şeyleri önceden daima hatalı buluyorum, konuşmaya başlamadan önce cümlelerimi iyice düşünüyorum, eşim abartmaktan hoşlanmaz ve eğer ağır sözcükler kullanmama dikkat eder ama mutlaka hayat bazen ağır sözcükler kullanmayı gerektiriyor ve yumuşatılmış sözcükler, acı sözcükler kadar gerçekleri yansıtmıyor, ev almayı düşünmeye başladığında, şaşırdım ve benimle her zamankinden daha serbest konuştu. Bir süre sonra, herhangi bir konuda bir çözüm getirirken benim hiç katkı yapmadığımı söyledi, sanırım öyle ama sorunları çözermiş gibi yapmadığım zaman bile konuşmak benim için doğal bir şey, o özel, belli bir amaç olmazsa, konuşmanın gereksiz olduğunu düşünüyor. Blackdeep’te aklıma gelen her şeyi söylerdim, buradaki baskı dayanılmaz.

 

Geçen akşam yağmur yağdı, Charles’ın pardesüsünün etekleri ıslanmıştı, şöminenin önüne asmamı söyledi, sabahleyin kahvaltıya indi ve pardesüsünü elledi ve yavaş bir sesle “paltom kurumamış” dedi. Tamamen unuttuğumu ve çok üzgün olduğumu, evden çıkmadan kurutabileceğimi söyleyip, bir koşu, bir sandalye getirdim ve paltosunu ateşin önüne astım. Bana teşekkür etmedi ve umurunda olmadı. “Gerçekten çok üzgünüm” diye tekrarladım. O zaman konuştu: “ Islak olması önemli değil, önemli olan prensipler, gözlemlediğim kadarıyla rica ettiğim şeyleri sistematik olarak kafana sokmuyorsun, sana söylediğim zaman dikkate alsaydın ve kendi kendine yüksek sesle iki, üç kez tekrarlasaydın, unutmazdın. İş hayatında unutkanlık asla bir özür olamaz, ev hayatında niye olsun? ” “Ah, Charles!” diye bağırdım. “Bu kadar basit şeyler için prensiplerden söz etme, sadece unuttum. Kendi mantomu da  unutabilirdim.”. Bana cevap vermedi ama iki mektup zarfı açtı, kahvaltısını bitirdi ve masada yazı yazmaya başladı. Ben yukarı çıktım, kahvaltı salonuna döndüğümde gitmişti. Akşam aramızda hiçbir şey geçmemiş gibi davrandı. Böyle bir olay bankasındaki bir memura yapılsa komik bulabilirdi ama bana niye yapıyor? Banka memuru ve mantıklı her canlı, günlük dersini öğrenmeyi bekler. Hiçbir şey ! Hiçbir şey! Eğer Bayan Perkins’e açılsaydım nasıl küçük görürdü tahmin edebiliyorum. “ Şimdiye kadar yaşamış en iyi koca, ne bekliyorsun ki aptal yaratık! Sanırım tutku dedikleri şeyi bekliyorsun, o halde bir şairle evlenmeliydin, çok yakışırdın ve şükrederdin, bir şair! Şairler hakkında bir şey bilmem ama ihtiras için evlenmek aptallıksa, onsuz gerçek bir evlilik olamaz.

 

Blackdeep, 7 Şubat 1839

Düşüncelerim onbeş gün öncekine nazaran daha berrak değil. Keşke birisiyle konuşabilseydim o zaman düşüncelerim berraklaşırdı. Geçen Pazar, ne pahasına olursa olsun sana gelmeye karar verdim sonra tereddütte kaldım, bu sabah yine geleyim dedim sonra yine kararsız kaldım, Jim ne kadar huzursuz olduğumu görüyor ona bahaneler söylüyorum.

 

Üzerindeki bu yüke dayanman için dua etmekten başka bir şey elimden gelmiyor ve de gözüme uyku girmiyor, yardım edemeyip, sabır dilemek çok zor. Onu bırakıp buraya gelebilir misin? Kendimi zor tutuyorum, Onu terk edersen neler olur emin değilim, belki seni dönmeye zorlar, anladığım kadarıyla onu suçlayacak hiçbir şeyin de yok.  

 

Hala güveneceğim o ışığı beklemek zorundayım, bazen aniden belirmesi, kafama dank etmesi harika bir şey, bazen de Inglebayfen’deki gündüzler gibi yavaş yavaş ortaya çıkıyor, bu sabah geç saate kadar yataktaydım çünkü fazla uyuyamadım ve gün doğumunu izlerken, Londra’daki Esther’imin güneşin doğuşunu asla göremediğini düşündüm.

 

Homerton, 14 Şubat 1839

Yazacak hiçbir şey yok – ne de bir olay- ama yine de beni korkutan bir hızla sürükleniyorum. En ufak bir söz veya hareket yumruk gibi beni sarsıyor. Dün, hesabımı kontrol ediyordum, on şilin eksik çıktı. Defalarca, defalarca hesapladım ama anlayamadım. Kasaya  kendi paramdam on şilin koyacaktım, fakat bir yanlışlık olduğunu düşündüm ve hesaplarımı her zaman Charles kontrol ettiğinden onun bulabileceğini düşündüm. Ona anlatmazsam ve kendisini bulursa benim için daha kötü olacağını düşündüm. Akşam yemeğinden sonra hesaplara baktı ve bakiyeyi gördü ve on şilin eksik olduğunu anladı. Ona bildiğimi ve harcadığım bir şeyi yazmayı unutmuş olabileceğimi söyledim. “Yine mi unuttun?” diye cevap verdi. “ Bu tatmin edici değil, ayan beyan düzen eksikliği”. Kasaya baktı, deftere baktı ve ben oturup çalışırken gazeteyi okudu. Ertesi gün uşağın manava yarım altın lira ödeyeceğini ve daha sonra kadını hiç görmediğimi hatırladım. Charles bankadan döndüğünde ilk sözlerim şu oldu: “ Ah, Charles, yarım altını nereye harcadığımı buldum, çok memnunum.”. İnsan memnun olduğunu söylemez mi? Bana tıpkı önceki gece baktığı gibi baktı. Eminim parayı kaybetmiş olmamı yeğlerdi. “ Açıklaman durumu değiştirmez” dedi. “ aslında düzensiz olduğunu daha da kanıtlar, sana birkaç bloknot getirdim, cebinde dursun istiyorum, yaptığın her harcamayı not edersin, daha sonra düzenli olarak deftere geçirirsin.” Kendimi tutamadım.

 

“Charles! Charles!” diye bağırdım. “ Sanki cinayet işlemişim gibi beni suçlama, Tanrı aşkına biraz yumuşak ol, dikkatsiz olduğumu kabul ettim, affedemez misin? Cevabı şu oldu “ itiraf etmek, pişman olmak ve sonra affetmek kolay, ben kızmadım, affetmeye gelince, bu sözcüğü tam olarak anlayamıyorum, sık kullanılan bir sözcük, olan oldu, yapılan bir şey tekrar telafi edilemez, bu alışkanlığını düzeltirsen, affetmeye- ya da ne diyorsan, gerek kalmaz.” Dudakları her zamanki gibi sımsıkı kapandı, göz yaşları içinde o dudakları öpsem bile tek kas kımıldamaz, tek damla gözyaşım  akmadı, ben de onun kadar katılaştım, hatta bir duygu daha eklendi: nefret ediyordum. Kendime “bundan sonra boyun eğmek, özür dilemek yok, savaş başlıyor” dedim.

Mektubu bitirmeden bıraktım. Savaş mı? Nasıl savaşırım, savaşmaya devam ederim? Bir hafta bile mücadele edemedim, öyle bir yapım var ki, hoşlanmadığım insanlarla barış yapmalıyım ya da gitmeliyim. On adımdan dokuzunu attım – hayır, beni dostlarımdan ayıran on adımın hepsi. Şunu ya da bunu kastetmemiştim derdim, sevecenlikle tüm kavgalara, farklılıklara son verirdim. Charles’a karşı bir şey yapamıyorum. Bazen, nadiren kardeşim Jim’le kavga ederdik ama beş dakika sonra birbirimizin kollarına atılırdık ve o kötü sözler hiç söylenmemiş gibi olurdu. Affetmek pişmanlığın sonucu olan bir bağışlama değildir, sadece sevgidir, öyle güçlü bir sevgidir ki, sıcaklığıyla kızgınlıklar erir. Sevgi olmazsa – Charles haklı- en ufak bir hatayı bile affetmek imkansızdır.

 

Bu sabah yine yoğun, simsiyah bir sis var, Blackdeep herhalde güneşli ve açıktır.

 

Charles, bu ilgisizliğinin benim üzerimdeki etkisinden şüphelenmemiş gibi görünüyor. Sanırım benim dünyamı ya da kendi dünyasının haricinde herhangi birinin dünyasını anlamaktan uzak. Şimdi Blackdeep’de olsaydı ve güneş parlasaydı, ona da kutsal, parlayan bir ışık topu gibi gözükür müydü?

 

Benim ondan şikayetçi olduğum kadar, onun da benden şikayet etmeye hakkı var. İşi için gerekli niteliklere değer veriyor ve eşinden de kendisindeki niteliklere sahip olmasını bekliyor. Bu tür şeyler kuşkusuz herkes için önemlidir, şehir hayatındaki işlere bu kadar az ilgi duyan ve onun önemsediği şeyleri önemsemeyen bir kadınla birlikte yaşamak onun için zor olmalı. Ona göre ben hiçbir konuda konuşamayan bir kadınım çünkü bunlar zeka gerektiriyor. Eğer Ely’deki perde, kumaş mağazasını ikiye çıkartan bayan Stagg’la evlenseydi çok iyi geçinirlerdi.

 

Bu gerçek neyse ben yine kendime döneyim. Bir takım erdemler benim için yeterli değil. Sadece erdemlerin olduğu başka bir şeyin olmadığı bir hayat yaşamaya değmez, gözümde tütüyorsun, ne olursa olsun oraya geleceğim.

 

Blackdeep, 20 Şubat 1839

Mektubuna bir cevap yazamıyorum, gelmen gerekiyor. Dün gece bir karar veremedim ama bu sabah tıpkı annemin söylediği gibi o ışık bir yıldız gibi bana yol gösterdi. Bana ne kadar annemi hatırlatıyorsun! Sadece fiziksel olarak değil, huyların da onun gibi, onun saçları da simsiyahtı. Bizim buralara yabancıydı, dedenin onu ilk kez nerede gördüğünü hatırlamıyorum fakat çok uzaklarda, güney-batıdaki tepelerde oturuyormuş, komşular ona tepeleri özleyip özlemediğini sorunca, sanki Fens’de doğup büyümüş gibi buralarda tepelerdekinden daha güzel şeyler bulduğunu söylerdi, ben de neler saçmalıyorum, şu anda bunlardan sana ne, nereden aklıma geldiyse, yine de  anlatmaya değseydi sana anlatırdım, bu hafta yolunu gözleyeceğim.

 

Lombard caddesi, 14 Mart 1839

Sevgili Esther, gideli üç hafta oldu, ne zaman döneceğini bildirirsen, memnun olacağım. Umarım annen iyileşmiştir, iyileşmediyse bile kalışını kesinlikle daha uzatamayacağını bilmeni isterim. Bu mektubu bankadan yazıyorum ve sen de “özeldir” olarak işaretlediğin cevabını buraya gönder. Evin alt katındaki odalarda bazı değişiklikler yaptırdım, bitmek üzere.

Sevgili eşin

Charles Craggs

 

 

 

Blackdeep, 17 Mart 1839

Sevgili Charles,

Annem iyi değil ve bana bir hafta daha verirsen müteşekkir olacağım. Bana bir şey söylemeden evde değişiklikler yapmana üzüldüm. Bu durumda tadilat bitene kadar dönmesem daha iyi olacak.

Sevgili eşin

Esther Craggs

 

 

Homerton, 19 Mart 1839

Duvar kağıdı ustaları ve boyacılar gitti, halılar gelecek ve mobilyalar da bugün için ayarlandı. Bu ayın 22’sinde eve döndüğümde seni de göreceğimi umuyorum. Bu da sana yaklaşık istediğin bir haftayı vermiş olacak, ayın 22’sinde geç saate kadar bankada olacağım, yolculuk seni yorarsa, dinlenmemen için hiçbir sebep olmaz ve ertesi sabah görüşürüz.

 

Blackdeep, 21 Mart 1839

Bir süredir düşündüğüm kararımı söylemek için biraz beklemeyi umuyordum. Dönmeyeceğim. Dönmeyişimin sebebini tam bir samimiyetle söylüyorum: Seni sevmiyorum ve sen de beni sevmiyorsun. Seninle evlenmemem gerekirdi ama gençlik gözümü kör etmişti ki, senin için bir mazeret olamaz. Kalan günlerim benim için ceza olacak ama sana vereceğim ızdırap kadar olamaz. Yine de, düşmanlık veya nefret içinde birlikte yaşamaya zorla devam etseydik her ikimiz için de binlerce kez daha beter olurdu. Benim yüzümden mahsur kalacağın her şeyi iyi etmek için şu an ölebilirim ama senin karın olmaya devam etmek benim katlanamayacağım bir suç olacak. Hepsi bu kadar ve sanırım yeterli.

 

Homerton, 24 Mart 1839

Madam, 21’indeki mektubunuzda yazan şeylere de,  ayrılma kararınızı annenizin evinden bildirmenize de şaşırmadım. Sizi bana karşı doldurmak için elinden geleni yaptığına eminim. Kızına kutsal evlilik bağını bozmasını söylemeye dini nasıl izin veriyor hiç sormuyorum. Size serzenişte bulunmayacağım, kararınızı yeniden gözden geçirmenizi isteyerek kendimi küçük de düşürmeyeceğim. Buna rağmen, bir, iki gerçeği hatırlatarak kararınızın sonuçlarına dikkatinizi çekeceğim ki, daha sonra beni uyarmadı demeyin.

 

Lütfen şunu kafanıza sokun ki, siz beni terk ediyorsunuz, ben sizi değil. Beni hayal kırıklığına uğrattınız. Evim benim arzu ettiğim gibi yönetilmiyordu fakat bilerek yaptıklarımın sonucuna katlanmaya hazırım ve ayrılıktan kaçınmak istedim. Zamanla ve tecrübeyle, davranışlarıma yön veren sözlerimin doğruluğunu anlamanızı umut etmiştim ve en azından inanıyordum ve birlikte uyum içinde yaşayabilirdik. Tekrarlıyorum, ben sizin kalmanızı istiyordum, siz beni başınızdan attınız.

 

Bana karşı yanlış yaptığınızı itiraf ediyorsunuz ama bunun ne kadar büyük bir hata olduğunu biliyor musunuz? Boşanmak için yasal sebeplerim yok ve bu yüzden benim tekrar evlenmemi engelliyorsunuz. Bankadaki konumuma zarar vereceksiniz, meslekdaşlarımın çoğu başarımı zaten kıskanıyorlar ve bu fırsatı kaçırmayacak, uyduruk yalanlar üretecekler. Bu yüzden, avukatımın hazırlayacağı ve benim suçsuz olduğumu gösteren bir belgeyi imzalamanızı isteyeceğim. Korunmam için bu gerekli. Bir banka müdürünün ünü çok hassas bir konudur ve ahlakı hakkında söylenilecek en küçük bir kötü söz, onun ticari dürüstlüğünden şüphe edilmesine yol açacaktır.

 

Siz samimi olduğunuzu iddia ediyorsunuz fakat ben sizin iki yüzlülüğünüzden pek emin değilim, beni terk etme nedeninizin duygusal mazereti çok şüpheli.

 

Sözünü ettiğim belge imzalanınca, bir kopyasını sizin kilisenin papazına göndereceğim. O belge olmadan, başkaları sizin ve annenizin söylediklerinden başkasına inanmayacak ve aldanacaktır.

 

Bu arada, sizi kontrol ettireceğimi söylemeliyim, uygunsuz herhangi bir ilişkiniz olursa, bundan yararlanacağım.

 

Charles Craggs

 

Blackdeep, 26 Mart 1839

Sevgili anneciğim, bu mektup bu sabah geldi ve hemen sana, Ely’ye yolluyorum. Cevap vermeli miyim? Okuduğum zaman Charles’ın yanımda olmasını istedim, böylece boğazına sarılabilirdim! Korkusundan da olsa, nihayet onu biraz duygulandırdığım için iftihar etmeliyim. Ne tuhaf şu ana kadar onun bu kadar kaba olduğunu bilmiyordum. Şuna bak; ana göre bir kadın kocasını terk ederse başka biri için olurmuş. Bir kadının başka bir aşığı olmadan, bedeni ve ruhuyla nasıl eşinden nefret edebileceğini ve nefretini alevlendirecek başka bir tutkuya ihtiyaç duymayacağını ve kocasının temiz parmağının dokunuşunun ona  bir cüzamlının dokunuşu gibi geleceğini anlayamıyor.

 

Şu ana kadar yazdıklarımdan sonra korktum ve diz çöküp, Cennet’teki babamıza dua ettim.

Seni seven kızın.

Esther

 

Ely, 28 Mart 1839

Cevap vermemelisin, işe yaramayacaksa hiç cevap vermemenin daima daha iyi olduğunu düşünüyorum, sana böyle bir üslupla yazdığı için üzülmedim, bu benim söylediklerimi haklı çıkartıyor, onu ilk gördüğümden beri bir gün dişlerini göstermesinden korkuyordum buna rağmen, öyle sakindi ki, Blackdeep’e gelip güvenede olana dek sana dişlerini göstermediği için memnunum. Gelecek günlerde seni nelerin beklediğini biliyorum  ama yine de sen de, ben de haklıyız. Her zamankinden daha haklıyım. Kocan için üzgünüm ama kısa sürede toparlanır ve senin gitmenden memnun olacaktır. Dinim hakkındaki o kindar sözleri beni rahatsız etmiyor, benim bir dinim var, çocuklarımı da o dine göre büyüttüm, onlara Allah’tan korkmayı ve İsa peygamberi sevmeyi öğrettim ki, ne zaman başım sıkışsa, derdim olsa hep yanımda oldu, bana yol gösterdi. Annenin ve babanın sözünden çıkmadığın ve sıkıntıda olduğunda yine Allah’a dua ettiğin için Tanrı’ya şükrediyorum sevgili çocuğum, başına daha beter bir şey gelmediği için şükret.

Bu hafta döneceğim, halan seni buraya çağırıyor, değişiklik sana iyi gelir.

 

Blackdeep, 10 Nisan 1839

Ely’ye gittiğine sevindim çünkü dün papaz seni görmek için uğradı, bay Craggs’dan bir mektup almış ve bir Hristiyan görevlisi olarak aranızı bulmayı görev addediyor, bunun faydasız olacağını ve üzüntüsünü kendisine saklamasını söyledim. Papaz bana örnekleri dikkate almamı söyleyince, patladım. Daha yirmi beş yaşındayken, sırf parası için, saçları ağarmış, yaşlı Horrocks’la evlenen ve adamı köpek gibi süründüren, Quinby’li şu sürtüğün daha iyi bir örnek değil mi dedim. Hiç onlardan birini uyarmış mı? İkisi de düzenli olarak kiliseye giderler, çok rahattım ve Londra’da güzel bir evi ve bol parayı sevgisizlikten bırakıp, anasının yanına sığınan bir kadının iyi bir örnek olacağını söyledim. Ve kızım sırf komşuların hatırına yıllarca yaşayan bir ölü hayatı mı sürsün diye sordum. Buna değmezler, kızım onlardan daha değerli dedim. Ama adam devam etti, “onları da Allah kurtarsın, karı ve kocalar boşanmakta bir sakınca olmadığını düşünebilir ve yasak aşkların kışkırtıcılığına kanabilirler”  dedi iyice kızdım ve ona bir günahkarın da İncil’de günahları için bir mazeret bulabileceğini söyledim.

Bunun rakip yani Anglikan kilisesi mensupları için hoş bir skandal olacağını ve Allah’ın beni doğru yola sokacağından başka bir şey söylemedi ve sonra gitti. Söyledikleri bir kulağımdan girdi, ötekinden çıktı. Papazlar kurallara göre vaaz verirler, hep aynı, ama onların sözleri olan bitenlere uymuyor.

 

Blackdeep, 1 Mayıs 1839

Ely’de mümkün olduğu kadar uzun süre kalman iyi olur çünkü herkes dedikodu yapıyor, papaz olayı kocanın ağzından duyduğuyla onlara anlatmış. Durum Jim için daha kötü çünkü o insanların arasına gidiyor, Jim’e bir şey söylemeye cesaret edememelerine rağmen,  ne düşündüklerini tahmin etmek zor değil çünkü bayan Horrocks beni sormuş ve başıma gelenlere üzüldüğünü söylemiş. Jim ona benim gayet iyi olduğumu söylemiş ve kadının ne demek istediğini anladığından, bir şey söylemesine izin vermemiş.

 

Jim, bir senedirAmerika’daki kuzeninin yanına gitmekten söz ediyordu, geçen akşam benim de gitmek isteyip istemediğimi sordu, buna hep karşıydım, eski evime ve Fen’e sırtımı dönmek ve yeni ve yabancı bir dünyada yeni bir hayata başlamak benim sonum olur. Her zamankinden daha çok, son günüme kadar burada kalmak istiyorum, komşular hemen gideceğimizi sandılar, hayır burada kalıp, dayanıp, yüzleşeceğiz.

 

Gitmediler, yıllar geçti ve komşularının şaşkınlıklarına rağmen –belki biraz üzülmüşlerdi-  Esther’in bir aşığı olduğuna dair hiçbir işaret yoktu. Bayan Horrocks çok açıkgözdü ama o da yanıldığını itiraf etmek zorunda kaldı. Jim evlendi ve eşinin anne ve babasının çocuklarını böyle bir aileye güvenle vermelerinden dolayı ortaya çıkan şaşkınlık hoş bir fırsat oldu. Kız o zaman Norwich’ten gelmişti. Blackdeep’teki yoksul insanlar Sutton’lardan yana tavır aldılar, orada, buradaki çiftçiler yaşlı bayan Sutton ve kızının iyi ve haklı olduklarını ve Ely pazarında Jim kadar dürüst, dobra biri olmadığını söylediler. Fakat Blackdeep’in saygı değer ailelerine göre, Sutton’lar can sıkıcı ve çözülemeyecek bir sorundular. Bayan Horrocks’un gözlemlediği gibi, kimse onlara nasıl davranacağını kestiremiyordu. Esther, nikah alyansını hala takıyordu ve bayan bayan Jarvis’in dükkanında dosdoğru kadının yüzüne bakıyor ve sanki papazın eşiymiş gibi ne istediğini söylüyordu. Bayan Horrocks’a göre bu arsızlığını gösteriyordu.

 

Jim’in evlenmesinden sonra Esther, evi ve sütçülük işini idare etmeye devam etti, yemek pişirme işini görümcesine, dikiş, nakışı da annesine bırakmıştı. Saat beş’ten az sonra, güzel bir yaz sabahı, işe giden işçiler bayan Sutton’un kepenklerinin ve mandalların açılma sesini duydular, pencereler ve kapılar açıldı, Esther genellikle kapının önünde durup biraz güneş alırdı, kendini eve kapatmadı, köyde bir kraliçe edasıyla yürürdü ve kasabadaki hiçbir çiftçi veya bekar gençleri ona yan gözle bakmaya cesaret etmedi. Bayan Jarvis, onun Londra’da bir aşığı olduğu teorisini savunuyordu ama Esther hiçbir gün Londra’ya gitmeyince, Londra’dan da kimse Esther’i görmeye gelmeyince ve postane müdiresi Londra’dan Sutton ailesine hiç mektup gelip-gitmediğine dair yemin edince, bayan Jarvis’in güvenilirliği kalmadı ama yine de bazı ahbapları onun sözlerine inanmaya devam ettiler. Kadının onlara cevabı “ ilgilenmiyorum, bana söylemeyin” oluyordu.

 

 

Bayan Jarvis, (bay Horrock orada değildi )“ Kim bilir zavallı bay Craggs, Londra’da ne haldedir?; “Tanrı’m, adamcağıza çok acıyorum” dedi ve ekledi, “ve yine de, yine de yemeğini bayan Craggs’ın odasında yiyebilirdi, Bayan Craggs diyorum çünkü o temizliyor.” Doğrusu oturma odası domuz ahırına benzemiş olmalıydı.  Bayan Sutton ve ailesinin kiliseye gitmemeleri onları kafir yapmasına rağmen, olması gerektiği gibi açıkça şeytanın yanına gitmemeleri oldukça can sıkıcıydı. Böylece, Blackdeep’i acı ve nefretten kurtardılar, Papaz, sıksık insanların ya koyun, ya da keçi olduklarını söylüyordu, Sutton ailesi koyun değildi bu kesindi ama onları bildik Blackdeep boynuzlu keçisi demek de zordu, bayan Jarvis, boynuzsuz ve koyun gibi tüylü özel bir tür keçi olduğunu duymuştu ve “ Bir gün Esther Craggs, neyin peşinde olduğunu bize gösterecek, buraya yazıyorum, görürsünüz, o yüzsüz suratı ”. Diyordu.

 

Evine gelişinden beş yıl sonra, Esther hummadan öldü. Kadının ölüm haberini alır almaz bay Craggs, bir yıldır dul olan bayan Perkins ile evlendi. Kendisi şimdi şehrin en saygı değer erkeklerinden biri.


SON


Yazan: WILLIAM HALE WHITE (MARK RUTHERFORD)
Çeviri: Müjde Dural
İngilizcesi: http://www.bibliomania.com/0/5/203/585/8434/1/frameset.html

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !