GARDEN PARTİ' nin ELEŞTİRİLERİ

GARDEN PARTİ ve ölüm teması

 

Yazan: Sabrina Pittoello

 

Katherina Mansfield, kısa öyküsü ‘Garden Parti’de ölümün insan üzerindeki etkisini insanın içine işleyen  bir biçimde anlatır.


İngiltere’de yaşayan, asil sınıf mensubu, çok zengin Sheridan ailesini tanırız. Kendilerinin sıradan insanlardan daha iyi olduklarını düşünen, her zaman gördüğünüz zengin, züppelerdir.


Buna rağmen, ailede onlara benzemeyen bir kişi vardır, bu Laura’dır.

Laura hayatı boyunca dış dünyadan izole bir şekilde, pamuklar içinde büyütülmüş, doğal olarak ihanet, çalışma hayatı, yoksulluk gibi şeylerden habersizdir ama hikayenin sonunda tek başına ölümün etkisiyle karşılaşır. Ölümle yüz yüze gelir ve bunun etkisiyle dünya görüşü tamamen değişecektir. Jose gibi bir kardeşle Laura’nın yardımsever ve hassas biri olması olağandışıdır. Jose, tonlarca parası veya değerli malı, mülkü olmayan insanlardan tamamen habersiz, duygusuz, kalpsiz, kendini düşünen bir kişidir. Sahte bir tutkuyla aşağıdaki şarkıyı söyler:


"Bu hayat yorucu

Bir gözyaşı, bir iç çekiş

Değişen bir aşk

Ve sonra elveda"


Bu, bahçedeki parti verilmeden önce Jose’nin söylediği bir şarkıdır. Hayatın yoruculuğu, bezginliği, göz yaşları, iç çekişlerle ilgili bir şarkıyı söylemesi ironiktir çünkü tüm hayatı boyunca bu tür şeylere uzak kalmıştır, hayatın onu bezeceği bir durumda hiçbir zaman kalmamıştır. Anlamadığı bir şarkıyı, hissetmediği şeyleri söylemektedir. Şarkıyı gerçek tutkuyla, duygularla söyleyemez çünkü o tür duyguları yoktur. Bunu da üzücü, kederli sözlerle dolu şarkının sonunda gülümsemesiyle görürüz, ironi etkisini de bu gülüşü verir. Bu şarkıyı söylemesi gereken biri varsa aslında ölen adamdır.


"Umutlar ölür

Bir rüya…bir uyanış.."


Şarkının bu kısmı ise bir öngörüdür, Laura ölen adamı rüyalarının bittiği biri olarak tasvir etmiştir. Uyanan kişi ise kanepedeki ölen adamı gördükten sonra uyanan Laura’dan başkası değildir. Yazar, “ adam tüm bu şeylerden çok uzaktı, harikaydı, güzeldi, misafirler gülerken ve orkestra çalarken bu harika şey dar sokağa getirilmişti.” Der. Bu Laura’nın cesede bakarken düşündükleridir. Şaşılacak şeydir ki, kız suçluluk veya benzer bir şey duymaz. Adamın güzelliği yüzünden afallamıştır.
Adamın onun çok ötesinde bir yere geçtiğini fark eder, dantel elbiseler, şık şapkalar ve garden partilerin ötesindedir, gittiği yerde bu yüzeysel şeylerin hiç önemi yoktur. Laura için bu güzel bir şeydir, özel bir şeydir.

Daha önce hiç ölüm görmemiştir, dolayısıyla ölümün korkunç ve çirkin olduğuna ilişkin kavramları yoktur. Adamı ölmüş olarak değil de, daha farklı ve daha iyi bir yere gitmiş gibi görmektedir. İnsan kızın ölümden harika olarak bahsetmesine kızabilir, tuhaf bulabilir. Bir insan öldüğü zaman hissedilmesi gereken duygular matem, yas, kayıp duygusudur, harikalık hissi değildir.


Laura “şapkam için beni affet” derken, kendisi hakkında ve gelecekte nasıl olacağı hakkındaki her şeyi ele veriyor, bu dört sözcük, okura Laura ve bu öykü hakkında bilmesi gereken her şeyi söylüyor. Böyle söyleyerek Laura süslü elbiseler ve pahalı şapkalar giydiğini itiraf ederken, aynı zamanda hayatın bunlardan çok daha başka olduğunu da anlıyor.

Şapkasının orada çok münasebetsiz kaçtığını biliyor, şapkası o insanlara kendisinin zengin, onlarınsa öyle olmadıklarını söylemektedir. Şapkası kızın dar kafalı bir şekilde, ‘aşağı sınıftan’ olanlara nasıl davranacağını öğreten, başkalarının sorunlarına aldırmayacak şekilde yetiştirilme tarzını temsil etmektedir. “şapkam için beni affet” hikayenin kalbidir.


Laura hıçkırarak “hayat çok…hayat çok…” derken, yaşadığı tecrübeden sonra hayat hakkında artık ne hissettiğini açıklamaya çalışmaktadır ama düşüncelerini sözcüklere aktaramaz çünkü hissettiği anlayıştır. Laura’nın gerçekte söylemek istediği şey “hayat bu değil” dir. Yazarın yansıtmak istediği etki de budur ve bunu başarıyla yapmıştır.

………………….

Diğer eleştiriler:

 

-        Masumiyetin kayboluşu ve fildişi kulesinde yaşayan birinin, toplumun alt sınıfının dünyasına yaptığı bir yolculuk. Öykünün sonunda şunu merak ederiz: Laura sonra nasıl olacak? Annesine mi benzeyecek yoksa gözleri açılacak mı?


-
       
Bu Laura’nın ideoloji ve hayatın anlamını bulmak için araştırmasının hikayesi. Annesinin temsil ettiği materyalistik hayat tarzıyla yetiştirilen Laura, sonunda hayatın bu olmadığını (dantel elbiseler, garden partiler, şapkalar vs. annesinin söyledikleri) anlar.


-
       
Hikaye hayat ile ölüm arasındaki zıtlığı anlatıyor.


-
       
Hayatın ikilemleri, mutluluk ve keder, hayat ve ölüm, zenginler ve yoksullar, partiler ve matem hepsi bir arada ve insanların ikilemi de.


-
       
Aristokratların yapay hayatı ile gerçeklerin bir kıyaslanması.


-
       
Laura, iki farklı dünya arasında kalarak afallıyor, kendi gerçeğinde yaşarken, farklı bir gerçeği öğreniyor, ölümden sonra Laura olgunlaşıyor çünkü diğer dünyanın hissettiği acıyı ve adaletsizliği hissediyor, burada ironik olan şey bunu ailede Laura’dan başka kimsenin hissetmemesi, anlamaması.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !